17 Aralık 2008 Çarşamba
usulca..
sessiz düşünceli
ve sen kapının eşiğine yaslanmış
gözlerin yolda ama bedenin
o güzel çıplak bedenin
kadim hikayelerin görkemli kahramanları gibi
olmasını istediğim yerde
benimle
gitme
gidersen odam seni özler
yatağım yastığım giysilerim
ellerim gözlerim saçlarım dudaklarım
seni özler
gitme
bırak hayat versin sorularının cevabını
sen tut elimi ve çıkalım yola
kör sağır dilsiz
nereye gittiğimizi umursamadan
bırak bana ilk baktığın andaki gibi kalayım
mantık uçup gitsin birlikteyken
kelimeler karışsın sessizliğe
bırak susup kalayım yanında
usulca...
15 Nisan 2008 Salı
Aşk...Biter.
İlk başlarda üzerine düşülmez, düşünülmez, geriye bakar gözler, gölgelerde anlam arar, özler... Sonra yavaş yavaş bir düş kaplar bünyeyi. Bedenin, ruhun geçmiş detoksu yapar. Bir anda çok uzaklaşır o günler. Gözler artık yanındakine çevrilmiştir. Saatler durur, gündüz olmaz, hep gecedir. Yürekler bir, nefesler bir olur. Geçirilen saatler saniyeler gibi akıp gider. Tüm hücrelerinde yanan bir yangındır o artık. Sen onun tavanında ki tüm çatlakları, o senin vücudunda ki tüm yaraları ezberler. Ruhlar bir, düşler bir olur. O olmak istersin, bütünleşmek, bir olmak. Issız bir kumsalda saatlerce uzanıp yatmak, dokunmadan, konuşmadan, yıldızlara isimler takmak istersin. Her bir hareketini, mimiğini, yüzündeki her bir ayrıntıyı ezbere bilir, tüm bunlara farklı isimler takar,insanoğlundan ayırırsın onu. Senin için onun gözü göz, dudakları dudak, çenesi çene değildir. Bunları dünyevi bir varlıkta olacak şeyler gibi adlandırmak artık hakaret gibi gelir. Zaman gelir artık damarlarında onun kanı aksın istersin... İşte tam o anda düşten uyanılır, büyü bozulur, gündüz olur yeniden. Umutlar, arzular, dokunuşlar çekimserdir artık. Bu sefer onun gözleri geçmişte değil gelecektedir, seninkiler ise hala ona kenetli. Görürsün ki bakışları buz tutmuş. Yaşananlar hiç yokmuş gibi, sokakta çarpışıp uzaklaşan iki yabancı gibi, ellerin, bedenlerin, ruhların arasında kilometreler vardır artık. Sen ona, o ileriye bakar durur. Kalpler küflü dolapların hüzün çekmecelerinin dibine girer. vücudun artık onun teriyle değil, kendi gözyaşlarınla ıslanır. Aşk biter...
8 Nisan 2008 Salı
7 Nisan 2008 Pazartesi
bilinç dışı
23 Şubat 2008 Cumartesi
cennet
Üşütmüş ellerinizi
Elleriniz
O güzel naif elleriniz
Gecenin ayazında ceplerinize sığınmış
Küçülüp girmek isterdim ceplerinize
Size biraz yakın olabilmek için belki de
Yalnızlık üşütünce onları
Isıtabilmek isterdim sevgimle
O mekan cennetimdir benim
O güzel elleriniz ve benliğim
Artık dar gelmez bana odalar
Mumları söndürmez rüzgardan saçlarım
Aynalarım barışır benle belki
Kabuslarım yerlerine kaçışır
Nöbetçiler uykuya dalar
Ödün vermek zorunda kalmış yarınlar
Yerini aydınlık gülüşlerinize bırakır
Isınsa da elleriniz
Esirgemeyin onları benden
Ben cennetteyim
Siz de korkmayın cennete gitmekten
19 Ocak 2008 Cumartesi
Kırmızı
Bozdu gürültüsünü acının
Beyaz bir güvercin kondu hayatın ortasına
Kanadı boyalı kırmızıya
Ve siz gölge sürüleri
Siz karanlık yüzler
Ezberinizi bozmaya geldik
Kanatmamak için başka güvercinleri
Dink'in anısına...
2 Ocak 2008 Çarşamba
Olimpos`da akşam öncesi...
Olimpos`da aksam öncesi,böyle düşerdi tanrılara
Bir kadın
Saçları rüzgar olmuş
Bir kadın tanrı dağında sevgiden dokunmuş
Buracikta büyümüş
Büyümüş de fırtınalarda yorulmuş
Bir kadın
Saçları rüzgar olmuş
Bastığı yerde niluferler güneşe
Günes diye yüzüne açılmış
Pan çalmaz olmus şarkısını
Bir rüzgar kalmış saçlarında
Kadın tepede
Ellerim tepeye dönük
Varoluşum rüzgardan
Gün batmış evler yanmış
Tepede kadına
Sen olmazsan yaseminler hasretten ölür de
Evlerin damları kalmaz
Kalmaz nefesleri tok insanların
Balıklar da hüzünlenir
Demişim
Olimpos da aksam öncesi
Kadın tanrı olmuş
